| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by Resim-Yukle.com

İSLAM

Yazılar

Küfrü gerektiren söz ve fiillerin bir kısmı nelerdir?







Bir kimse zorlama olmadığı halde, dili ile küfrü icap ettiren bir söz söyler ve kalbi de iman ile mutmain olursa yine kafir olur. Bir kimsenin kafir ya da mü'min olması ancak sözü ile anlaşılır.

 

1 -) Bir kimsenin kalbine, küfrü icap ettiren şeyler gelirde, dili ile söylemezse, mü'mindir. Fakat kalbine geldiklen sonra, küfre azmederse, kafir olur.

 

2-) Bir kimse başka bir kimseye, küfür kelimesini söylesin diye telkin etse, o telkin eden kimse kafir olur.

 

3-) Bir kimse, "Filan adam uçarsa ben kafir olacağım" dese, o insan uçmayacağı halde, bunu iddia eden kişi, küfrünü buna bağladığından dolayı kafir olur.

 

4-) Bir kimse, "Ben şu işi yapmış isem kafir olayım" dese o işi ister yapmış olsun isterse yapmamış olsun, küfrünü buna bağladığından dolayı kafir olur.

 

5-) Bir kimse Allah-u Zülcelal'in isimleri ve emirleriyle alay ederse, kafir olur.

 

6-) Bir kimse, Kuddüs, Kayyum ve Rahman gibi Allah-u Zül-celal'e mahsus olan isimleri mahlukata takarsa kafir olur.

 

7-) Bir kimse, müslüman bir kimse için; "filan adam, benim ve Allah-u Zülcelal'in yanında yahudi gibidir" derse kafir olur.

 

8- Bir kimse, hasta olan bir adam için; "Bu adamı Allah unutmuştur" derse veyahut "Allah'ın unuttuklarındandır" derse kafir olur. Böyle demekle Allah-u Zülcelal'in ilim sıfatını inkar etmiş sayılır. Halbuki, Allah-u Zülcelal'in ilim sıfatı ezelidir ve O hiçbir şeyi unutmaz.

 

9-) Bir kimse, başka bir kimseye; "Senin yemininle eşeğin anırması aynıdır" derse kafir olur. Çünkü Allah-u Zülcelal'in ismi ile yapılan yemini -haşa- eşeğin anırmasına benzetmiştir.

 

10-) Allah-u Zülcelal'i mahlukattan birine veya bir nesneye benzeten kimse kafir olur. Çünkü Allah-u Zülcelal yaratılmış hiçbir şeye benzemez.

 

11 -) Bir kimse, Allah-u Zülcelal'in isimlerinden bir ismi yahut emirlerinden bir emri ve O'nun bir va'dini hafife alıp alay etse kafir olur.

 

12-) Bir kimse, küfür kelimesi söyleyen bir kimseye, rıza ile gülse kafir olur. Çünkü küfre rıza göstermekte küfürdür.

 

13-) Bir kimse, ne olsaydı zina, kumar ve içki gibi haramlar helal olsaydı diye temennide bulunursa kafir olur. Çünkü burada kendi istekleriyle, Allah-u Zülcelal'in kesin haram kıldıklarını helal görmek istemiştir. Halbuki Allah-u Zülcelal bunları kesin haram kılmıştır.

 

14-) Ezan sesini duyan bir kimse, bu çan sesidir diye alay etse kafir olur.

 

15-) Bir kadın kocasına veya bir koca karısına "Seninle olmaktansa kafir olmam daha hayırlıdır" demiş olsa kafir olur. Çünkü kafir olmayı hayırlı görmüştür.

 

16-) Bir kimse, Kur'an çöl kanunudur, bir işe yaramaz dese kafir olur.

 

17-) Bir kimse önemsemeyerek ve küçük görerek Kur'an-ı Kerim veya Hz. Peygamber (a.s.v)'in Hadis-i Şerifini ayak altına alsa veya yastık olarak kullansa kafir olur.

 

1 Bir kimse tefsir, fıkıh, akâid gibi ilimlerle alay edip hafife alırsa kafir olur.

Bir kimse bilmeyerek küfrü gerektiren bir söz söylese, kâfir olur mu?







Bilmeyerek küfrü gerektiren bir söz söyleyen kimsenin kâfir olup olmayacağı hakkında ihtilaf vardır. Ulemâların çoğunluğuna göre bilmemek bir mazeret değildir. Bilerek ya da bilmeyerekle olsa küfür kelimesi söylemek küfürdür.

Bazı ulemâlara göre ise, küfrü gerektiren sözün muhtevasına inanmayan kimse, böyle bir kelime söylerse kâfir olmaz.

Küfür ne demektir? Kaç çeşit küfür vardır?







Küfür, lugatta Örtmek demektir. Istılahta ise Hz. Peygamber (a.s.v)'in Allah-u Zülcelal katından getirdiği kat'i olarak bilinen şeylerden birini inkar etmektir.

 

Dört çeşit küfür vardır, bunlar;

 

1-) Küfr-i İnkari; Allah-u Zülcelal'i tanımayıp onu asla kabul etmemektir. Allah-u Zülcelal'in varlığını inkar eden kafirler gibi...

 

2-) Küfr-i Cuhudi; Kalple Allah-u Zülcelal'i tanıyıp, kibrinden dolayı diliyle ikrar etmemektir. Şeytanın küfrü gibi...

 

3-) Küfr-i İnadi; Kalple Allah-u Zülcelal'i bilmek, dille itiraf etmek. Ebu Talib gibi... Zira o, Ben Muhammed'in dininin, dinlerin en hayırlısı olduğunu biliyorum fakat beni tenkid ederler diye itiraf etmiyorum diyordu.

 

4-) Küfr-i Nifaki; Dille ikrar ettiği halde, kalple tasdik etmemektir. Münafıklar gibi...

Allah-u Zülcelal'in Subüti sıfatları kaç tanedir?







Allah-u Zülcelal'in Subûti sıfatlan sekiz tanedir;

 

1-Hayat: Allah-u Zülcelal'in diri olmasıdır. Allah-u Zülcelal'in bütün sıfatları ezelde vardır. Yaratıkların sıfatları böyle değildir. Allah-u Zülcelal'in hayatı vardır, fakat bizim hayatımız gibi değildir. Hayat sıfatının zıddı olan ölmek, Allah-u Zülcelal hakkında mümkün değildir.

 

2-İlim: Olmuş ve olacak bütün her şeyi bilmesidir. Allah-u Zülcelal'in ilim sıfatıyla eşyayı bilmesi gerçektir. Allah bilir, fakat bizim bildiğimiz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in ilim sıfatı ezelidir, sonradan var olmamıştır. Allah-u Zülcelal'in zatıyla beraber vardır. Bu alemi ve varlıkları en güzel şekilde yaratmak, varlıklarını devam ettirecek tedbiri almak ve hiçbir karışıklığa meydan vermeden devam ettirebilmek, ancak ilim sahibi bir yaratıcıyı gösterir. Kulların mükafatlandırılması veya cezalandırılması yine büyük bir ilim gerektirir. Allah-u Zülcelal hakkında cehalet, gaflet ve unutkanlık düşünülemez.

 

3-İrade: Vuku bulacak her şeyi kendi dilediği şekilde ve zamanda yaratmasıdır. Eşya ve fiillerin hepsi Allah-u Zülcelal'in dileme, hüküm ve iradesiyledir. Allah-u Zülcelal kainattaki ve kainat içindeki şeyleri ezeli iradesiyle istediği gibi yaratmıştır. Allah-u Zülcelal'in dilediği olur, dilemediği olmaz. Allah-u Zülcelal'in dilemediği bir şeyi zorla yaptırabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Kainatta cereyan eden hadiselerin bütünü Allah-u Zülcelal'in iradesiyle gerçekleşir. O'nun iradesi olmadan hiçbir şey meydana gelemez. Ve O, ne isterse yapar.

 

4-Kudret: Allah-u Zülcelal'in bütün mümkünatta (var olan) tesir ve tasarrufa kadir olmasıdır. Kudret sıfatı ile Allah-u Zülcelal'in her şeye gücü yeter. Allah-u Zülcelal'in gücü vardır, fakat bizim gücümüz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in kudreti zatidir, yani kendindendir. O'nun kudreti hiçbir şeyle ölçülmez. O'nun kudreti karşısında; büyük küçük, yakın uzak, az çok farketmez. Allah-u Zülcelal, gözümüzün önünde meydana gelen milyarlarca işi, biri diğerine mani olmadan yapar. Bu durumda kudreti işlere göre parçalanmaz, dağılmaz. O, sadece "Ol" diye emreder. İstediği her ne ise, onun olmasını istediği zaman geldiğinde oluverir.

 

5-Semi': Allah-u Zülcelal'in her şeyi işitmesidir. Allah-u Zül-celal her şeyi işitir, fakat bizim kulaklar vasıtasıyla işitmemiz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in işitmesinde uzaklık, yakınlık, gizlilik ve açıklık farketmez. Kulak ve sesi nakleden hava gibi vasıtalara da ihtiyacı yoktur. O, en gizli yakarışları, dilden dökülen fısıltıları dahi işitir. Allah-u Zülcelal'in bir şeyi işitmesi başka bir şeyi işitmesine mani değildir.

 

6-Basar: Allah-u Zülcelal'in her şeyi görmesidir. Allah-u Zül-celal her şeyi görür, fakat bizim gözlerimiz vasıtasıyla görmemiz gibi değildir. Allah-u Zülcelal'in görmesinde uzaklık, yakınlık, gizlilik, açıklık farketmez. O'nun göz ve ışık gibi vasıtalara da ihtiyacı yoktur. O, en gizliyi, gizlinin gizlisini dahi görür. Allah-u Zülcelal'in bir şeyi görmesi başka bir şeyi görmesine de mani değildir.

 

7- Kelâm: Allah-u Zülcelal'in sese ve harfe muhtaç olmaksızın konuşmasıdır. Allah-u Zülcelal Zatî ve Kudsî olan kelamı ile konuşur. Fakat bizim konuşmamız gibi değildir. Bizler aletler, uzuvlar ve harfler yardımıyla konuşuruz. Allah-u Zülcelal ise aletsiz ve harfsiz konuşur. Harfler yaratılmıştır, fakat Allah-u Zülcelal'in kelamı yaratılmış değildir.

 

8-Tekvîn; Allah-u Zülcelal'in istediğini, dilediği şekilde yaratmasıdır. Allah-u Zülcelal yaptıklarını fiil sıfatı ile yapar. Bu sıfatların hepsi tekvin sıfatının manası içine girmektedir.

Allah-u Zülcelal'in Selbî sıfatları kaç tanedir?







Allah-u Zülcelal'in Selbî sıfatlan altı tanedir.

1-Vücûd: Var olmak demektir. Varlığı kendisindendir. Her şeyin varlığı O'nun sayesindedir. O, olmasaydı hiçbir şey olmazdı. Gerek bizim, gerekse her hangi bir şeyin varlığı, Allah'ın varlığına bir şahiddir.

 

2-Kıdem: Ezeli, yani başlangıcı olmamasıdır. Evveli olmayana kadim, sonradan olana hadis denir. Allah, kıdem sıfatı ile muttasıftır. Sonradan var olmamıştır. Allah-u Zülcelal'in varlığının başlangıcı olmadığı gibi, bütün varlıkların başlangıcının da ona bağlı olması demektir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah-u Zülcelal'in var olmadığı bir an düşünülemez.

 

3-Beka: Ebedi, yani, sonu olmamasıdır. Sonu olana fani, sonu olmayana baki denir. Allah, beka sıfatıyla muttasıftır. Çünkü ebedidir. Varlığının asla sonu yoktur. Beka'nın zıddı olan yok olma, Allah-u Zülcelal için imkansızdır.

 

4-Muhalefetün Lil-havadis: Yarattığı hiçbir şeye benzemez. Hayalle tasavvur edilemez. Hatırlara ne gelirse gelsin, Allah-u Zül-celal ondan başkadır.

 

5-Kıyam bi zatihi: Varlığı kendisindendir. Başkasına muhtaç değildir. Allah-u Zülcelal'in ezeli ve ebedi olan varlığı, kendi zatı ile kaimdir. Asla başkasından değildir. O'ndan başka yaratıcı bir zatta mevcut bulunamaz.

 

6-Vahdaniyyet: Allah-u Zülcelal'in zat ve sıfatlarında tek (bir) olmasıdır. Bu sıfatta Allah-u Zülcelal'e mahsustur. Ortaktan ve benzerden münezzehtir

İman nedir?







Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (a.s.v)'e imanın ne olduğu sorulunca şu şekilde cevap vermiştir;  

"İman; Allah 'tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed (a.s.v)'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, Ahiret gününe, kaza ve kadere, hayır ve şer her şeyin Allah 'in takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır. " (Buhâri, Müslim, Ebû Dâvud)

 

Hadis-i şerifte de geçtiği üzere, İman; Allah-u Zülcelal'in, Cebrail (a.s) aracılığı ile, Hz. Muhammed (a.s.v)'e göndermiş olduğu semavi hükümlere kesin olarak inanıp kalben tasdik ve dil ile ikrar etmektir. Bu da iki şekilde olur;

 

1-İCMÂLİ İMAN: iman edilecek şeylere kısaca ve bir bütün olarak iman etmektir. Buna göre bir kimse, manasını bilerek ve inanarak kelime-i tevhidi söylese, icmali olarak iman etmiş olur.

 

2-TAFSİLİ İMAN: İman edilecek şeylerin her birine açık ve geniş bir surette, ayrıntılı bir bilgi ve idrak ile iman etmektir. Başka bir ifadeyle, altı iman esasını; namaz, oruç, hac, zekat gibi farz kılınan ibadetleri; içki içmek, kumar oynamak, adam öldürmek, zina yapmak gibi haram kılınan şeyleri öğrenmek, tasdik etmek, helali helal, haramı da haram bilmektir.

 

Ehl-i sünnet itikadına göre, kalbin bilmesi ve tasdik etmesi iman için yeterlidir.