Cariye Hadisi ve İbni Arabinin Beyanı.
Cariye Hadisi ve İbni Arabinin Beyanı.
bismillahi teala.
değerli kardeşlerim.
meşhur cariye hadisinden yola çıkarak mucessime - harici- vahabi taifesi cenabı hakkın haşa gökde yerleştiğini öne sürerler.halbuki bu hadis onların lehlerine olmayıp bilakis onların aleyhlerinedir.
biz sadece ibni arabi k.s rahimehullahdan yapacağımız nakille yetinelim.yine aşağıdaki linklerden meseleye daha vakıf olabilirsiniz.
ibni arabi hazretleri futuhat-ı mekkiyesinin 385.babında bu noktayı işleyerek ehli sünnet itikadını mucessimelere karşı mudafa eder.
nakil şudur.
resulullahın cariyeye nerede suali hangi mekanda olduğunu kasd etmiş olmayıp ancak onun akıl seviyesine göre bu suali buyurmuşdur.
şeriat hükümleri bazen alemdekilerin dillerine uygun tarzda iner.
nitekim cenabı ALLAH sure-i ibrahim de şöyle buyurur.
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللّهُ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın; sonra da ALLAH dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. Ve O, öyle herşeye galip, tam hüküm sahibidir.
ibrahim suresi 4.ayet-i kerime
resulullah efendimiz halkın hükümleri anlaması için onların akılları seviyesine iner.şayed bu soruyu resulullahdan başkası sormuş olsaydı onun cahilliğine delil olurdu.
zira ALLAH'u teala için aslında eyniyyet yokdur.insan anlayışı kusurlu olduğu için ancak nerede diye sorulması ile şehadet ifade eder.
cariyenin yaratana akıl erdirmesi onun kuvveti dahilinde değil idi.o ancak kendi nefsind etasavvur etdiği şekilde anlayabilirdi.
şayed resulullah ona kendisinin alışmış bulunduğu ve nefsinde tasavvur etmesinin dışında bir uslup ile hitap etmiş olsaydı istenilen fayda ortadan kaklmış olur ve ondan islamiyeti kabul etme fikri hasıl olmazdı.
sualin bu tarzda sorulmuş efendimiz s.a.v in hikmetinden olmakdadır.bu incelikden dolayı cariye semayı işaret etdiğinde efendimiz o mümindir buyurdu.
yani, cariye ALLAHın gökde mabu olduğunu tasdik etmiş bulunmakdadır.
nitekim cenabı ALLAH bir ayetinde şöyle buyurmakdaır.
ve hüvALLAHu fissemavati ve fi'l arz..
o ALLAH hem göklerde hem de yerde ( ibadete layık mabud) dur..
kaynak şevahidu'l hak şeyh yusuf nebhani.
ilgili linkler.
http://www.darulhikme.org/makale/yhnf3.htm
Cariye hadisi ile alakalı olarak, E. Sifil'in yazıları istifadelidir. Eski forumu takip etmemiş olanlar için bağlantılarını tekrar verelim:
http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=232
http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=233
http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=234
Şu yazılar da faydalı:
http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=432
http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=433
İmam-ı Şafii'nin sözleri mühimdir:
"Eğer "ALLAH Teala, "Rahman Arş'a istiva etmiştir" buyurmuştur" denirse şöyle cevap verilir:
"Bu (türlü) ayetler bunlara ve benzerlerine, ilimde derinleşmek arzusunda olmayan kimseleri cevap vermede şaşkınlığa sürükleyen müteşabihattandır. Yani bu kimseler bu türlü ayetleri olduğu gibi kabul edip, araştırma yapmamalı ve bunlar üzerinde konuşmamalıdır.
Çünkü kişi ilimde rüsuh (derin kavrayış) sahibi olmadığı zaman şüpheye ve vartaya düşmemekten emin olamaz. Onun, ALLAH Teala'nın sıfatları hakkında, zikrettiğimiz gibi inanması gerekir.
ALLAH Teala'yı hiçbir mekân ihata edemez. O'nun üzerinden zaman geçmez. O, hudut ve son noktalara sahip olmaktan münezzehtir; mekân ve yönlerden müstağnidir. "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." (42/eş-Şûrâ, 11) (İmam eş-Şâfi'î, el-Fıkhu'l-Ekber, 17.)
derleyen : bülent oğuz
http://www.halidiye.com/YeniForum/forum_posts.asp?TID=21975&PID=127295#127295

